|
|
Ana Sayfa » Etkinlikler » Etkinlik
| "Yeni Dünya Düzeninde Demokratikleşme ve Ekonomi" |  | MÜSİAD Gençlik Kurulu tarafından 30 Ocak 2010 tarihinde, "Yeni Dünya Düzeninde Demokratikleşme ve Ekonomi" konulu bir program gerçekleştirildi.
MÜSİAD Genel Başkan Yardımcısı Sadık Ayhan SARUHAN, Genç MÜSİAD Başkanı Fatih UYSAN, Genç MÜSİAD 3. Dönem Başkanı Seyyid Mahmut NEBATİ, yönetim kurulu üyeleri ile çok sayıda MÜSİAD ve Genç MÜSİAD üyesinin katıldığı programın konuğu, Gazeteci-Yazar, İNFOMAG ve Businessweek Dergileri Köşe yazarı Prof. Dr. Mehmet ALTAN oldu.
Program, Genç MÜSİAD Başkanı Fatih UYSAN'ın, "Yeni Dünya Düzeninde Demokratikleşme ve Ekonomi" ile "Kent Dindarlığı" kavramını içeren konuşması ile başladı. Başkan Fatih UYSAN, konuşmasında şunları söyledi:
"Öncelikle hepinizi şahsım ve Genç MÜSİAD Yönetim Kurulu adına saygılarımla selamlıyorum. Bugün burada programımıza katılarak, bizlerle değerli görüş ve fikirlerini paylaşacak, Gazeteci- Yazar Mehmet Atlan hocamıza teşekkür ederken, kendisine MÜSİAD'a hoş geldiniz diyorum.
Dünyamızın her alandaki akıl almaz ilerleyişi ile birlikte insanoğlu git gide bireyselleşiyor, yalnızlaşıyor ve en başta kendine yabancılaşıyor. Ekonomiden finansa, teknolojiden sosyal hayata kadar her alanda yaşanan bu değişim süreci beraberinde onlarca sorun getiriyor. Beklide çözülmesi gereken, yeniden irdelenmesi ve üzerine derin derin tefekkür edilmesi gereken konuları bizlere hatırlatıyor.
Küresel krizin kırıp geçirdiği dünya ekonomileri, gelişmiş batılı devletler sistemi yeniden hayata döndürecek yeni modeller üzerinde çalışıyor, kafa yoruyor. Bankacılığın önüne, finansın önüne İslami sıfatının konmaya çalışıldığı dönemleri yaşıyoruz.
Tam da bu noktada ekonomik gelişmenin hem uluslar arası bazda hem de ülkemiz açısından baktığımızda bir genişleme, bir yayılma süreci geçirdiğine hepimiz şahit oluyoruz. Köyden kente göç oranları her geçen gün artıyor. Kentlilik kavramı ete kemiğe bürünüyor ve yaşam kültürü henüz değişmeden, mekanını değiştiren insanların sorunları ile hergün karşılaşıyoruz. Sosyolojik açıdan mekansal değişimi ifade eden kentleşme kavramı, aslında insanlar arasındaki ilişkileri ve boyutlarını gerçekte içermesi gerekiyor. Ama zihinsel ve kültürel değişimler elbette mekansal ve somut değişimlerden daha yavaş ilerliyor. Bugün çevremize, iş hayatımıza, eğitim alanlarına, üniversitelere baktığımızda kavramların kullanış biçimlerinde hem çok ciddi farklılıklar görüyoruz. Kavramların içinin boşalmasından mı, yoksa herkesin kendi istediği şekilde yorumlamasından mıdır bilinmez, genel geçer bazı doğrular üzerinde bile anlaşılamayan tartışmalar, kopmalar ve ayrı düşmelere yaşanıyor. Din, millet, demokrasi, hak ve özgürlükler, kentlilik, kültür ve sosyalleşme kavramları üzerinde derin tartışmaların yaşandığı en birincil konu başlıkları olarak haberlerimizi süslüyor. Özellikle, son on yılda yaşanan ekonomik değişim ve beklide sermayenin el değiştirmesi değil ama yayılması ile yeni tartışmaları hep birlikte görüyoruz.
Özellikle büyük şehirlerde temel sorunların başında görülen göç olgusu kentliliğin ne anlama geldiği, kentte yaşam modellerinin tartışıldığı bir düzlemi meydana getiriyor. Elbette, kente tüm kültürü, inanışı ve dini yaşayışlarından arınmış olarak gel-e-meyen bu dalga, kent dindarlığı, kavramının tartışılmasını sağlıyor.
Mehmet Altan hocamız kitabında özetle, kent dindarını inancı inanç olarak kabul eden, inanç olarak yaşayan, bunu kültür olarak algılayan ama sosyal bir ilişki ağında bir taraf, bir kimlik olarak bundan rant beklemeyen insan olarak tanımlarken günümüzde insanların hangi amaçla dindar olduğu ya da dindar göründüğü noktasına da dikkatleri çekiyor.
Hocamız şöyle diyor; İslamiyet Şeyh Galip'ten Taliban'a kadar yeryüzünde. Şeyh Galip, inanılmaz şekilde işlenmiş derin bir kültürün ferdiyken; Taliban, Afgan kırlarının bütün hoyratlığını ifade eden bir vahşetle ortaya çıktı. İkisi de Müslüman ise aradaki fark nedir? İşte, kafamızdaki bu sorulara cevap bulabileceğimiz, kentliliği, kent dindarlığını, kültürü, tüketimi, üretim ahlak ilişkisini inceleyeceğimiz bir ufuk turu yapacağız. Ben, bu vesileyle, sözlerimi tamamlarken, Sayın Hocamıza bir kez daha teşekkür ediyor, Yenidünya düzeninde Demokratikleşme, ekonomi ve kent dindarlığı konularında görüşlerini bize aktarmak üzere sözü kendilerine arz ediyorum."
Gençlik Kurulu Başkanının konuşmasının ardından MÜSİAD Genel Başkan Yardımcısı Sadık Ayhan SARUHAN, gelişen bilişim teknolojisi sayesinde dünyanın dört bir yanından her türlü bilgiye erişimin kolaylıkla sağlandığına ve bu durumun yenidünya düzeninde önemli bir unsur haline geldiğine değindi. Türkiye'nin dış dünya ile entegre olmasının çok önemli olduğunu belirten SARUHAN, reel sektör olarak bu süreci destekleyen özgürlük ve demokratikleşme yolunda yapılan tüm çalışmalara olumlu baktıklarını ifade ederek, sözlerini tamamladı.
MÜSİAD Genel Başkan Yardımcısı Sadık Ayhan SARUHAN'ın konuşmalarının ardından Prof. Dr. Mehmet ALTAN, "Yeni Dünya Düzeninde Demokratikleşme ve Ekonomi" ile "Kent Dindarlığı" konusundaki değerlendirmeleri için kürsüye davet edildi.
Mehmet ALTAN, Türkiye'de genel olarak gelişmelerin, siyasi bir üslup ve düşünce biçimi ile değerlendirildiğini ancak bu durumun özellikle tarihsel süreçleri yorumlamakta büyük bir yanılgıya sebebiyet verdiğini ifade etti. Anlık değerlendirmelerden ziyade, insanlık tarihinin nerden nereye geldiğini gösteren uzun bir sürecin dikkate alınmasının gerekliliğini belirten ALTAN, yenidünya düzeninin değerlendirilebilmesi için öncelikle, dünyanın geçirdiği tarım, sanayi ve sanayi sonrası devrimler konusunda yeterli bilgi düzeyine sahip olunmasının önemini vurguladı. Tarihi olayları, uzun bir insanlık süreci olarak algılamak yerine o günkü ortama göre değerlendirdiğimizi ifade eden ALTAN, dünyanın her geçen gün yeni gelişmelere sahne olduğunu ve bu değişimin beraberinde yeni bir dünya düzeninin oluşmasına sebebiyet vereceğini belirtti. Yeni dünya düzeninde kol gücü ile yapılan işlerin önemini yitireceğini, beyin gücü ve yaratıcılığın değer kazanacağını vurgulayan ALTAN, bu durumun en somut örneğinin, sermaye gücü olmadan, beyinsel yaratıcılıkla dünyanın en zengin insanı olan Bill Gates'in olduğunu ifade etti.
Yenidünya düzeninin en önemli zihinsel değişiminin, insanın kutsal bir varlık olarak algılanması yönünde olacağını belirten ALTAN, bu anlayışın kim tarafından değil, nasıl yönetildiğinin sorgulandığı bir süreci beraberinde getireceğine değindi. Dünyanın yaşadığı değişim sürecine Türkiye'nin adapte olabilmesi için, demokratikleşme çalışmalarına hız verilmesi gerektiğini vurguladı.
Günümüzde en tehlikeli insan tipinin, çevresi tarafından hor görülen, ezilen kişi olduğunu ve bu muameleye maruz kalmış kişilerin de ellerine geçen ilk fırsatta, karşılık vereceğini belirten ALTAN, bu durumu oluşturabilecek tüm unsurların ancak demokratikleşme ve özgürlük çalışmaları ile ortadan kaldırılabileceğini ifade etti. Demokratikleşmenin, insan hayatının değer kazanması yönünde kutsallığına uygun ortamın sağlanma çabası olduğunu söyleyen ALTAN, bu sebeple Avrupa Birliğine girmenin önem arz ettiğini belirtti.
Yeni dünya düzeninde ekonomi de "yaratıcılık" kavramının önem kazandığına değinen ALTAN, gelişim sürecindeki ekonomik yaklaşımları anlattığı konuşmasında "Tarım devrimi döneminde kum, kum olarak ihraç ediliyor. Sanayi döneminde ise, artan bilgi ve yaratıcılıkla kum fırınları kurulur ve silisyumdan cam yapılmaya başlanır. Yeni çağda ise gelişmiş toplumlar, kumdan kısa devre çipler geliştirerek, diz üstü bilgisayarları yapıyorlar. Bu gelişim sürecinde yapılan çalışmaların, bilgi ile doğru orantılı olarak ekonomik getirisinin de katlanarak arttığını görüyoruz." dedi.
Yenidünya düzeninin en önemli kavramı olarak nitelediği yaratıcılığı, "çizilen şablona uymamak" olarak tanımlayan ALTAN, bunun için her şeyi tersten düşünmek gerektiğini belirtti. Türkiye'de meslek sahibi olan kişilerin, eğitim sistemi sebebiyle yaratıcılıklarını yitirdiğini, bu sebeple eğitim sistemi değişmedikçe ekonomik büyümenin sağlanamayacağını ifade etti.
Gerek Osmanlı döneminde gerekse cumhuriyet döneminde ekonominin, vergi sistemi üzerine kurulduğunu, üretimin arka planda kaldığını ve bu duruma istinaden insanların tüketim üzerinden ayrıma tabi tutulduğunu vurguladı. Günümüzdeki "Din" algısına değinen yazar, dinin; fakir, tutunamamış ve cumhuriyetin yok saydığı kişilerin meselesiymiş gibi düşünüldüğünü belirtti. Dinin, Allah ile kul arasındaki bir iç yolculuk olduğunu belirten yazar, dindarlığın ise vicdan olarak tanımlanabileceğini ve vicdanı olan bir kişinin siyasi bir taktik geliştiremeyeceğini söyledi.
Dünyada 1,6 milyar Müslüman ve 57 Müslüman ülke olduğunu, ancak toplam üretimlerinin Almanya'nın üretimi kadar olmadığını ve genel olarak bu ülkelerde insani dramların yaşandığını belirtti. Dinin, sosyal yetersizliğin bir aracı olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan yazar, cemaat yapılarında siyasileşmekten ziyade eksiklik giderici bir sosyalleşme sağlanmasının yararlı olacağını ifade ederek, sözlerini tamamladı.
Programın sonunda katılımcıların sorularını cevaplayan Prof. Dr. Mehmet ALTAN'a, bilgi ve tecrübe paylaşımları dolayısıyla MÜSİAD Genel Başkan Yardımcısı Sadık Ayhan SARUHAN ve Gençlik Kurulu Başkanı Fatih UYSAN tarafından teşekkür edilerek, hediyesi takdim edildi. |


|